
Yapay Zekâ Şirketlerine Süperzekâ Yasağı Gelebilir: ABD ve İngiltere Harekete Geçti
Yapay zekâ teknolojilerinin hızla ilerlemesiyle birlikte uzun süredir teorik bir tartışma olarak görülen “süperzekâ” tehlikesi, artık siyaset dünyasının doğrudan gündemine girmiş durumda. ABD ve İngiltere’de hazırlanan yeni yasa girişimleri, insan zekâsını aşabilecek yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesini tamamen yasaklamayı hedefliyor.
OpenAI, Anthropic, Google DeepMind ve Meta gibi şirketlerin giderek daha yetenekli yapay zekâ modelleri geliştirmesi, yapay genel zekâ (AGI) ve sonrasında ortaya çıkabileceği düşünülen yapay süperzekâ (ASI) kavramlarını yeniden tartışmaların merkezine taşıdı.
Son gelişmeler ise tartışmanın yalnızca akademisyenler ve teknoloji şirketleri arasında kalmayacağını gösteriyor. ABD Senatörü Bernie Sanders ve İngiltere İşçi Partisi Milletvekili Alex Sobel, yapay süperzekânın geliştirilmesini engellemeyi hedefleyen ayrı yasa girişimleri başlattı.
ABD’de Yapay Süperzekâyı Yasaklama Tasarısı Hazırlanıyor
ABD Senatörü Bernie Sanders ve Temsilciler Meclisi üyesi Greg Casar, 3 Eylül 2026 tarihinde Ban Artificial Superintelligence Act adı verilen yeni bir yasa tasarısı hazırladıklarını açıkladı.
Tasarı henüz yasalaşmış değil ve Kongre’deki yasama sürecinin önünde oldukça uzun bir yol bulunuyor. Buna rağmen teklifin kapsamı, bugüne kadar ABD’de yapay zekâ konusunda ortaya atılan en sert düzenleme önerilerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Planlanan düzenlemeye göre insanlardan daha yetenekli ve insan kontrolünün ötesinde hareket edebilecek süperzekâ sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanılması kalıcı olarak yasaklanabilecek.
Bunun yanında daha gelişmiş yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi de federal güvenlik standartları oluşturulana kadar geçici olarak durdurulabilecek.
Tasarı kapsamında ayrıca yapay zekâ güvenliğini denetleyecek yeni bir federal kurum kurulması planlanıyor. Bu kurumun gelişmiş modelleri yakından takip etmesi, tehlikeli yetenekleri tespit etmesi ve gerektiğinde bu yeteneklerin kaldırılmasını sağlaması öngörülüyor.
Teklifte yasakları ihlal eden şirketler ve kişiler için ciddi yaptırımlar da bulunuyor.
Bernie Sanders’ın ofisi tarafından açıklanan taslak çerçevede şirketlerin faaliyetlerinin durdurulmasına kadar uzanan kurumsal yaptırımların yanı sıra, bireysel ihlaller için 20 yıla kadar hapis cezası öngörülebileceği belirtiliyor.
İngiltere’de Süperzekâ Tasarısı Parlamentoya Sunuldu
Benzer bir girişim İngiltere’de de gündemde.
İşçi Partisi milletvekili Alex Sobel, 8 Eylül 2026 tarihinde İngiltere Avam Kamarası’na Artificial Superintelligence Bill adlı bir yasa tasarısı sundu.
İngiltere Parlamentosu’nun resmi kayıtlarına göre tasarı ilk okuma aşamasını geçti ve şu anda ikinci okuma aşamasını bekliyor. Tasarı, Ten Minute Rule olarak bilinen yöntemle sunulan bir özel üye yasa tasarısı niteliğinde.
Tasarı yalnızca süperzekânın geliştirilmesini değil, geliştirilmesini, devreye alınmasını ve işletilmesini yasaklamayı amaçlıyor.
Önerilen düzenleme ayrıca İngiliz devletine potansiyel süperzekâ sistemlerini izlemek ve kontrol etmek için yeni yetkiler verilmesini öngörüyor.
Tasarıda tehlikeli bir süperzekâ sistemi genel olarak, devlet kurumlarının işlevlerini etkisiz hâle getirebilecek veya insan otoritesini aşabilecek özelliklere sahip sistemler üzerinden değerlendiriliyor.
Bu nedenle düzenleme yalnızca mevcut yapay zekâ modellerini değil, gelecekte bu seviyeye ulaşabilecek sistemlerin gelişimini de yakından takip etmeyi amaçlıyor.
Sadece Ulusal Yasak Yetmeyebilir
Süperzekânın yasaklanmasına yönelik girişimlerin en büyük sorunlarından biri ise yapay zekâ sektörünün küresel yapısı.
ABD’nin kendi şirketlerinin belirli yapay zekâ sistemlerini geliştirmesini yasaklaması, Çin, Avrupa veya başka ülkelerdeki şirketlerin aynı teknolojiyi geliştirmesine doğrudan engel olmuyor.
Bu nedenle Sanders ve Casar’ın hazırladığı Amerikan tasarısı yalnızca ulusal bir yasakla sınırlı değil.
ABD’nin diğer ülkelerle birlikte uluslararası anlaşmalar oluşturmasını ve yapay süperzekâ geliştirilmesini küresel çapta engellemeye çalışmasını da hedefliyor.
Sanders daha önce ABD ile Çin arasında süperzekâ konusunda uluslararası bir anlaşma yapılması gerektiğini de savunmuştu. Sanders, geçmişte nükleer silahların sınırlandırılması için yapılan uluslararası anlaşmalara benzer bir yaklaşımın yapay zekâ için de gerekebileceğini düşünüyor.
İngiltere’deki girişimde de benzer şekilde uluslararası iş birliği önemli bir yer tutuyor.
Tasarı üzerinde çalışan ControlAI, süperzekânın oluşturabileceği risklerin yalnızca tek bir ülkenin düzenlemeleriyle ortadan kaldırılamayacağını savunuyor.
Uzmanlardan “Çernobil Ölçeğinde” Yapay Zekâ Uyarısı
Yapay zekâ güvenliği alanında uzun süredir çalışan isimlerden biri olan UC Berkeley profesörü Stuart Russell, gelişmiş yapay zekâ sistemleri konusunda oldukça sert uyarılarda bulunan uzmanlar arasında.
Russell daha önce yeterli güvenlik mekanizmaları oluşturulmadan çok güçlü yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinin, büyük ölçekli siber saldırılar ve kritik altyapılara yönelik tehditler ortaya çıkarabileceğini savunmuştu.
Profesör, yapay zekâ konusunda gerekli önlemlerin ancak “Çernobil ölçeğinde” bir felaket yaşandıktan sonra alınmasının büyük bir hata olacağını belirtiyor.
Endişelerin merkezinde yalnızca yapay zekânın yanlış bilgi üretmesi veya bazı meslekleri dönüştürmesi bulunmuyor.
Gelecekte tamamen otonom hâle gelebilecek sistemlerin finans altyapıları, iletişim ağları, enerji sistemleri veya siber güvenlik sistemleri üzerinde önemli etkiler oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Daha uç senaryolarda ise insanlardan çok daha yetenekli bir sistemin insan denetimini aşması tartışılıyor.
Ancak bu tür varoluşsal risk tahminlerinin yapay zekâ araştırmacıları arasında tartışmalı olduğunu da belirtmek gerekiyor. Bazı uzmanlar süperzekâ senaryolarını ciddi bir güvenlik problemi olarak görürken, bazı araştırmacılar daha yakın vadeli ve ölçülebilir risklere odaklanılması gerektiğini savunuyor.
OpenAI ve Anthropic Üzerindeki Baskı Artıyor
Siyasi tartışmaların hızlanmasının önemli nedenlerinden biri, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin giderek daha bağımsız hareket edebilmesi.
Son dönemde OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin sistemleriyle bağlantılı güvenlik olayları ABD’deki düzenleme tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
ABD’de farklı partilerden senatörler, gelişmiş yapay zekâ modellerinin bağımsız güvenlik denetimlerinden geçirilmesi konusunda daha sert düzenlemeler talep etmeye başladı.
OpenAI de 9 Eylül 2026 tarihinde ABD genelinde bağlayıcı yapay zekâ güvenliği kurallarının oluşturulması gerektiğini açıkladı.
Şirket; gelişmiş modeller için bağımsız değerlendirmeler, siber güvenlik standartları ve ciddi güvenlik olaylarının yetkili kurumlara bildirilmesi gibi kuralların zorunlu hâle getirilmesini desteklediğini belirtti.
Bu gelişme, yapay zekâ şirketlerinin de tamamen gönüllü güvenlik taahhütlerinin yeterli olmayabileceğini kabul etmeye başladığını gösteriyor.
Yasaların Çıkması Kolay Olmayacak
Tüm bu tartışmalara rağmen ABD veya İngiltere’nin yakın zamanda yapay süperzekâyı tamamen yasaklaması kesinleşmiş değil.
ABD’de Sanders ve Casar tarafından hazırlanan teklifin Kongre’den geçebilmesi için hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da yeterli siyasi desteği toplaması gerekiyor.
Trump yönetiminin mevcut yapay zekâ politikasında ise ABD’nin özellikle Çin karşısındaki teknolojik rekabet gücünü koruması önemli bir öncelik olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yapay zekâ geliştirmelerini geniş kapsamlı şekilde durduracak bir yasa konusunda ciddi siyasi tartışmalar yaşanması bekleniyor.
İngiltere’deki durum da benzer.
Alex Sobel iktidardaki İşçi Partisi’nin milletvekili olsa da sunduğu teklif hükümet yasa tasarısı değil, özel üye yasa tasarısı.
İngiltere hükümeti de mevcut haliyle süperzekânın tamamen yasaklanmasını desteklemediğini, bunun yerine ulusal güvenlik açısından yüksek risk oluşturabilecek yapay zekâ sistemlerine yönelik daha hedefli düzenlemeleri değerlendirdiğini belirtiyor.
Dolayısıyla her iki ülkedeki tekliflerin kısa sürede yasalaşması şu aşamada düşük ihtimal olarak değerlendirilebilir.
Yapay Zekâ Tartışmasında Yeni Bir Dönem Başlıyor
Yasa tasarılarının kabul edilip edilmemesinden bağımsız olarak önemli bir değişim yaşanıyor.
Birkaç yıl öncesine kadar yapay zekâ düzenlemelerinde daha çok kişisel verilerin korunması, telif hakları, deepfake içerikler ve algoritmik ayrımcılık gibi konular tartışılırken, siyasetçiler artık doğrudan insan zekâsını aşabilecek sistemlerin geliştirilip geliştirilmemesi gerektiğini konuşuyor.
Bu durum, yapay zekâ yarışında yeni bir döneme girildiğinin önemli göstergelerinden biri olabilir.
OpenAI, Anthropic, Google DeepMind ve diğer şirketler daha yetenekli sistemler geliştirmeye devam ettikçe devletlerin önünde zor bir soru bulunacak:
Teknolojik ilerleme hangi noktaya kadar serbest bırakılmalı ve insan kontrolünün kaybedilme ihtimali ortaya çıktığında devletler müdahale etmeli mi?
ABD ve İngiltere’deki son yasa girişimleri henüz bu soruya kesin bir cevap vermiyor. Ancak “süperzekâ yasaklanmalı mı?” tartışmasının artık bilim kurgu senaryolarından çıkıp parlamentoların gündemine taşındığını açık biçimde gösteriyor.



