
80’ler Akımına Katılanlara KVKK’dan Uyarı: Fotoğrafınızı Yapay Zekâya Yüklerken Dikkat
Sosyal medyada kısa sürede popüler hale gelen “80’ler akımı”, eğlenceli görüntülerin yanı sıra kişisel verilerin güvenliği konusunu da gündeme taşıdı. Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), kullanıcıların fotoğraflarını yapay zekâ uygulamalarına yükleyerek 1980’lerin tarzında yeniden oluşturduğu akımlara karşı dijital mahremiyet uyarısında bulundu.
KVKK, özellikle #80lerchallenge gibi yapay zekâ destekli sosyal medya akımlarında kullanılan uygulamalara fotoğraf yüklenmeden önce, uygulamanın hangi kişisel verilere eriştiğinin ve bu verileri hangi amaçlarla kullanabileceğinin kontrol edilmesini tavsiye ediyor.
80’ler akımı neden KVKK’nın gündemine geldi?
Instagram ve TikTok gibi sosyal medya platformlarında yayılan 80’ler akımında kullanıcılar, günümüzde çekilmiş fotoğraflarını üretken yapay zekâ araçlarına yükleyerek kendilerini 1980’lerin saç modelleri, kıyafetleri, aksesuarları ve fotoğraf estetiğiyle yeniden oluşturuyor.
Akımın temelinde basit bir görsel filtre yerine, kullanıcının yüklediği fotoğrafı analiz ederek yeni bir görüntü meydana getiren üretken yapay zekâ sistemleri bulunabiliyor. Bu nedenle fotoğrafların üçüncü taraf hizmetlere aktarılması, saklanması ve işlenmesi kişisel verilerin korunması açısından dikkat edilmesi gereken noktaları beraberinde getiriyor.
KVKK da 10 Eylül 2026 tarihinde sosyal medya üzerinden yaptığı bilgilendirmede, kullanıcıların bu tür uygulamalarla fotoğraf paylaşmadan önce hangi verilere erişim izni verdiklerini kontrol etmeleri gerektiğine dikkat çekti. Kurum ayrıca kişisel verilerin hangi amaçlarla kullanılabileceğinin öğrenilmesini önerdi.
Fotoğraflar biyometrik veriye dönüşebilir mi?
KVKK’nın dikkat çektiği en önemli konulardan biri biyometrik veriler.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Bir kişinin fotoğrafının bulunması, fotoğrafın otomatik olarak biyometrik veri olduğu anlamına gelmiyor.
KVKK’nın geçmiş kararlarında da atıfta bulunduğu veri koruma yaklaşımına göre yüz görüntüsü gibi veriler, kişiyi benzersiz şekilde tanımlamak veya kimliğini doğrulamak amacıyla belirli teknik işlemlerden geçirildiğinde biyometrik veri kapsamında değerlendirilebiliyor. Başka bir ifadeyle, sıradan bir fotoğraf ile yüz tanıma amacıyla teknik olarak işlenen bir yüz görüntüsü hukuki açıdan aynı kategoride olmayabiliyor.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında biyometrik veriler ise özel nitelikli kişisel veriler arasında yer alıyor. KVKK, Ağustos 2026’da yaptığı başka bir açıklamada da biyometrik verilerin Kanun’un 6’ncı maddesi kapsamındaki özel nitelikli kişisel verilerden olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Bu nedenle kullanıcıların yüzlerinin açık şekilde görüldüğü fotoğrafları bilinmeyen veya güvenilirliği konusunda yeterli bilgi bulunmayan yapay zekâ hizmetlerine yüklerken daha dikkatli olması önem taşıyor.
Yapay zekâya fotoğraf yüklemeden önce nelere dikkat edilmeli?
Bir uygulama yalnızca fotoğrafı dönüştürüyor gibi görünse de arka planda fotoğrafın nasıl işlendiği, ne kadar süre saklandığı veya başka amaçlarla kullanılıp kullanılmadığı hizmetten hizmete değişebiliyor.
Bu nedenle kullanıcıların özellikle uygulamanın gizlilik politikasını ve kullanım koşullarını incelemesi gerekiyor.
Fotoğraf yüklenmeden önce uygulamanın hangi verilere erişim istediği, yüklenen içeriğin ne kadar süre tutulduğu, içeriğin hizmet geliştirme veya yapay zekâ modellerinin eğitimi gibi başka amaçlarla kullanılıp kullanılmadığı ve verilerin üçüncü taraflarla paylaşılmasına ilişkin hükümler kontrol edilmeli.
Ayrıca yalnızca kendi fotoğrafınızı değil, başka kişilerin bulunduğu aile veya arkadaş fotoğraflarını yapay zekâ sistemlerine yüklerken de dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü paylaşılan bir fotoğraf sizin dışınızda başka kişilere ilişkin kişisel bilgiler de içerebilir.
KVKK: “Hatıralar yaşasın, size ait olan sizde kalsın”
KVKK, 80’ler akımıyla ilgili uyarısını dikkat çekici bir mesajla tamamladı:
“Hatıralar yaşasın, size ait olan sizde kalsın.”
Kurumun açıklaması, yapay zekâ ile hazırlanan eğlenceli sosyal medya içeriklerinin arkasındaki veri işleme süreçlerinin kullanıcılar tarafından da sorgulanması gerektiğini gösteriyor.
Son dönemde üretken yapay zekâ araçlarının fotoğraf düzenleme ve görsel oluşturma yeteneklerinin gelişmesiyle benzer akımlar çok daha hızlı yayılabiliyor. Ancak kullanıcı açısından birkaç saniyelik bir görsel oluşturma işlemi, fotoğrafın üçüncü taraf bir hizmete aktarılması ve çeşitli teknik süreçlerden geçirilmesi anlamına gelebiliyor.
Bu nedenle bir yapay zekâ uygulamasına fotoğraf yüklemeden önce yalnızca “Nasıl bir sonuç elde edeceğim?” sorusunu değil, “Fotoğrafım ve verilerim sonrasında ne olacak?” sorusunu da sormakta fayda var.




