Otomobil

47,4 milyon araç muayenesi incelendi: Elektrikli otomobiller yüksek kilometrede daha dayanıklı çıktı

İngiltere’de 47,4 milyon MOT muayene kaydının incelendiği kapsamlı bir araştırma, elektrikli otomobillerin yüksek kilometrelerde benzinli araçlara kıyasla daha düşük muayene başarısızlığı oranına sahip olduğunu ortaya koydu. Özellikle 145 bin kilometrenin ardından fark belirginleşirken, 193 bin kilometrenin üzerindeki elektrikli araçlarda başarısızlık oranı yüzde 16 seviyesinde kaldı.

Elektrikli otomobillerin uzun vadeli dayanıklılığı, ikinci el araç pazarının büyümesiyle birlikte daha fazla önem kazanıyor. İngiltere’de yapılan yeni ve oldukça geniş kapsamlı bir araştırma ise bu konuda şimdiye kadarki en dikkat çekici gerçek kullanım verilerinden birini ortaya koydu.

British Vehicle Rental and Leasing Association (BVRLA) tarafından yaptırılan ve bağımsız ulaşım araştırma kuruluşu New AutoMotive tarafından gerçekleştirilen çalışmada, İngiltere’nin resmi DVSA veri tabanındaki 47,4 milyon MOT testi analiz edildi. İncelenen temel veri seti Temmuz 2024 ile Temmuz 2026 arasındaki testleri kapsıyor.

Sonuçlar, elektrikli otomobiller ile benzinli modeller arasındaki farkın düşük kilometrelerde oldukça sınırlı olduğunu, ancak kilometre yükseldikçe tablonun elektrikli araçlar lehine değiştiğini gösteriyor.

Elektrikli otomobiller 96 bin kilometreden sonra ayrışıyor

Araştırmada araç yaşı ve kilometre değerleri birlikte dikkate alındığında, 20 bin-40 bin mil (yaklaşık 32 bin-64 bin kilometre) aralığında elektrikli ve benzinli otomobiller neredeyse aynı sonucu verdi.

Bu kilometre aralığında elektrikli otomobillerin MOT testinden kalma oranı yüzde 12, benzinli araçların ise yüzde 11,7 olarak kaydedildi.

Ancak kilometre yükseldikçe sonuçlar değişmeye başladı:

Kilometre aralığı Elektrikli araç Benzinli araç
32-64 bin km %12,0 %11,7
64-96 bin km %14,1 %15,5
96-145 bin km %16,1 %19,1
145-193 bin km %16,5 %22,1
193 bin km üzeri %16,0 %23,5

Araştırmaya göre yaklaşık 96 bin kilometreden sonra elektrikli otomobillerin başarısızlık oranı yüzde 16 civarında yatay seyretmeye başlıyor. Benzinli otomobillerde ise kilometre yükseldikçe başarısızlık oranının artmaya devam ettiği görülüyor.

193 bin kilometrede fark yüzde 7,5 puana çıkıyor

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu yüksek kilometre grubunda ortaya çıkıyor.

Üç ila sekiz yaşındaki, 90 bin-120 bin mil yani yaklaşık 145 bin-193 bin kilometre kullanılmış otomobiller arasında elektrikli modellerin MOT testinden kalma oranı yüzde 16,5 olarak ölçüldü. Benzinli otomobillerde ise aynı oran yüzde 22,1’e yükseldi.

Bu grupta elektrikli otomobillerin testten başarısız olma oranı, benzinli modellere kıyasla yaklaşık yüzde 25 daha düşük.

120 bin milin, yani yaklaşık 193 bin kilometrenin üzerine çıkıldığında fark daha da büyüyor. Elektrikli otomobillerde oran yüzde 16 seviyesinde kalırken benzinli araçlarda yüzde 23,5’e ulaşıyor. Aradaki fark böylece 7,5 yüzde puana çıkıyor.

Elektrikli otomobiller daha fazla kilometre yapmasına rağmen sonuç değişmiyor

Araştırmanın önemli ayrıntılarından biri de yalnızca araç yaşına bakıldığında elektrikli otomobillerin başlangıçta daha kötü görünebilmesi.

Bunun nedeni elektrikli otomobillerin aynı yaştaki benzinli araçlardan ortalama olarak daha fazla kullanılması.

Örneğin araçların üç yaşındaki ilk MOT testine geldiği dönemde elektrikli otomobillerin ortanca kilometresi 27 bin 72 mil, benzinli otomobillerin ise 20 bin 499 mil olarak hesaplandı. Bu da elektrikli araçların yaklaşık yüzde 32 daha fazla yol yaptığı anlamına geliyor.

Araştırmacılar bu nedenle yalnızca yaşa dayalı karşılaştırmanın yanıltıcı olabileceğini, araç yaşı ile kilometrenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

15 yaşındaki elektrikli otomobillerin yüzde 94,6’sı yeniden muayeneye geliyor

Çalışmada yalnızca MOT’tan geçip kalma oranları değil, araçların ilerleyen yıllarda kullanımdan çıkıp çıkmadığı da incelendi.

Bir aracın önceki testinin ardından 30 ay içinde yeniden MOT’a gelip gelmediği takip edildi.

15 yaşındaki elektrikli otomobillerin yüzde 94,6’sı yeniden MOT sisteminde görülürken benzinli otomobillerde bu oran yüzde 88,1 olarak hesaplandı.

Buna göre sistemden çıkış oranı elektrikli otomobillerde yüzde 5,4, benzinli modellerde ise yüzde 11,9 oldu. Ancak araştırmacılar önemli bir uyarıda bulunuyor: MOT kayıtlarından kaybolan bir otomobilin mutlaka hurdaya ayrıldığı söylenemiyor. Araç ihraç edilmiş veya İngiltere’de SORN statüsüne alınmış da olabilir.

Dolayısıyla bu veri doğrudan araç ömrünü ölçmek yerine, eski elektrikli otomobillerin trafikte kalmayı sürdürdüğüne ilişkin önemli bir gösterge sunuyor.

Elektrikli araçların zayıf noktası lastikler

Araştırma elektrikli otomobillerin her alanda avantajlı olduğunu göstermiyor.

En belirgin dezavantaj lastiklerde ortaya çıkıyor. İncelenen veri setinde elektrikli otomobillerde benzinli araçlara göre yaklaşık 1,8 kat daha fazla lastik kusuru kaydedildi.

Araştırmacılar bu farkın özellikle içten yanmalı motorlu araçlar temel alınarak geliştirilen eski elektrikli modellerde daha belirgin olduğunu söylüyor. Batarya paketinin getirdiği ilave ağırlık ve elektrik motorlarının yüksek anlık torku, lastik aşınmasını etkileyebilen faktörler arasında bulunuyor.

Bununla birlikte araştırmada elektrikli araçların ağırlığı nedeniyle süspansiyon sistemlerinin daha hızlı bozulduğuna dair bir sonuç elde edilmedi.

60 bin-90 bin mil, yani yaklaşık 96 bin-145 bin kilometre aralığında elektrikli otomobillerde her 100 testte 4,7 süspansiyon kusuru görülürken benzinli otomobillerde bu sayı 6,1 oldu.

Rejeneratif frenleme avantaj sağlıyor ancak korozyona dikkat

Elektrikli otomobillerin farklılaştığı bir başka alan ise fren sistemi.

Elektrikli araçlar yavaşlarken enerjinin bir bölümünü bataryaya geri kazandıran rejeneratif frenleme sistemini kullandığı için geleneksel disk ve balatalar içten yanmalı otomobillere kıyasla daha az devreye giriyor.

Araştırmada yüksek kilometreli elektrikli otomobillerin fren kusurlarının da önemli ölçüde daha az olduğu belirlendi.

Ancak bunun ilginç bir yan etkisi bulunuyor.

Özellikle 10 yaşın üzerindeki fakat düşük kilometreli elektrikli otomobillerde, sürtünmeli frenlerin yeterince sık kullanılmaması nedeniyle kaliper ve fren disklerinde korozyon kaynaklı sorunların arttığı tespit edildi.

Bu nedenle ikinci el bir elektrikli otomobil incelenirken yalnızca balata kalınlığına değil, disklerin ve kaliperlerin genel durumuna da dikkat edilmesi gerekiyor.

MOT verileri batarya sağlığını göstermiyor

Araştırmanın belki de en önemli sınırlaması ise yüksek voltajlı bataryanın durumunu ölçmemesi.

İngiltere’deki MOT testi; fren, lastik, süspansiyon, direksiyon ve aydınlatma gibi aracın yola uygunluğunu etkileyen unsurları kontrol ediyor. Ancak elektrikli otomobil bataryasının kalan kapasitesi, hücrelerin sağlık durumu, şarj performansı veya yazılımla ilgili sorunlar MOT kapsamında değerlendirilmiyor.

Dolayısıyla araştırmanın sonuçlarını “elektrikli otomobiller hiçbir koşulda benzinli araçlardan daha az arızalanır” şeklinde yorumlamak doğru değil.

Ortaya konulan daha net sonuç şu: Aynı yaş ve benzer kilometredeki elektrikli otomobiller, özellikle yüksek kilometrelerde İngiltere’nin zorunlu yol güvenliği muayenesinden benzinli araçlara göre daha düşük oranda kalıyor.

İkinci el elektrikli otomobil satın alırken ise mekanik kontrollerin yanında batarya sağlık durumu (SoH) ayrıca kontrol edilmeli.

Yüksek kilometreli elektrikli otomobillere bakış değişebilir

Elektrikli otomobillerin mekanik yapısı içten yanmalı motorlu araçlardan önemli ölçüde daha basit. Geleneksel motor, egzoz ve emisyon sistemi gibi pek çok mekanik bileşenin bulunmaması, yaş ve kilometre yükseldikçe ortaya çıkabilecek bazı arıza noktalarını ortadan kaldırıyor.

47,4 milyon MOT testi üzerinden elde edilen yeni veriler de bunun gerçek kullanım koşullarındaki etkisine ilişkin güçlü bir gösterge sunuyor.

Araştırma özellikle ikinci el elektrikli otomobil pazarında kilometreye bakışın değişebileceğini gösteriyor. Benzinli bir otomobilde yüksek kilometre önemli bir mekanik yıpranma göstergesi olabilirken, elektrikli bir araç için kilometre değeri tek başına aracın durumunu değerlendirmek için yeterli olmayabilir.

Lastikler, fren sistemi, servis geçmişi ve özellikle batarya sağlığı birlikte değerlendirildiğinde, yüksek kilometreli bir elektrikli otomobil beklenenden çok daha uzun kullanım ömrü sunabilir.

Kaynak
Electrek

İlgili Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu