
İkinci El Kitap Satışlarında Yapay Zeka Patlaması: Kitaplar Neden Toplu Halde Satın Alınıyor?
İkinci el kitap dünyasında son aylarda oldukça sıra dışı bir hareketlilik yaşanıyor. İngiltere ve İrlanda başta olmak üzere farklı ülkelerdeki bağımsız kitapçılar, yüzlerce hatta binlerce kitabı kapsayan alışılmadık toplu siparişler aldıklarını bildiriyor. Siparişlerde belirgin bir konu, tür veya yazar ortaklığı bulunmaması ise dikkatleri doğrudan yapay zeka şirketlerine çevirmiş durumda.
Kitapçıların şüphesi oldukça dikkat çekici: Yıllardır raflarda bekleyen ikinci el kitaplar okuyucular için değil, büyük dil modellerinin eğitim verisine dönüştürülmek üzere satın alınıyor olabilir.
Bu iddiayı güçlendiren en önemli gelişmelerden biri ise Claude adlı yapay zeka asistanının geliştiricisi Anthropic ile bağlantılı mahkeme belgelerinde ortaya çıktı.
Tek Siparişte Bir Haftalık Kitap Satışı
İngiltere’nin Northumberland bölgesindeki ünlü Barter Books’un ortaklarından Stuart Manley, normal şartlarda haftada yaklaşık 2.000 ila 3.000 kitap sattıklarını belirtiyor.
Ancak son dönemde karşılaştıkları bazı siparişler alışılmış rakamların çok üzerine çıkmış durumda.
Kitapçılar yalnızca sipariş miktarlarının değil, satın alınan kitapların içeriklerinin de sıra dışı olduğunu söylüyor. Bir siparişte Estonca bir John le Carré kitabı bulunurken, başka siparişlerde eski savaş dergileri veya oldukça spesifik tarih ve araştırma kitapları yer alabiliyor. Benzer siparişler ABD, Kanada ve Avrupa’daki alıcılardan geliyor.
Normalde koleksiyoncuların veya kitap satıcılarının toplu alımları belirli bir tema çevresinde şekillenirken yeni siparişlerde böyle bir bağlantının bulunmaması, seçimlerin otomatik sistemlerle oluşturulmuş listelerden geliyor olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Yapay zeka neden eski kitaplarla ilgileniyor olabilir?
ChatGPT ve Claude gibi üretken yapay zeka sistemlerinin temelinde bulunan büyük dil modellerinin (LLM) geliştirilebilmesi için çok büyük miktarda metin verisine ihtiyaç duyuluyor.
İnternette bulunan içerikler bunun önemli bir bölümünü oluşturuyor ancak yapay zeka şirketlerinin karşısında giderek daha önemli bir sorun bulunuyor: İnternetteki içeriğin önemli bir kısmı artık yapay zeka tarafından üretilmiş veya değiştirilmiş olabiliyor.
Buna karşılık onlarca yıl önce basılmış ve hiçbir zaman internete aktarılmamış kitaplar, modeller açısından tamamen farklı ve nispeten “temiz” bir veri kaynağı oluşturabilir.
Özellikle az bilinen akademik çalışmalar, eski romanlar, yerel tarih kitapları veya dijital ortamda bulunmayan yayınlar; modelin eğitiminde kullanılabilecek yeni kelime dağarcığı, anlatım biçimleri ve bilgi kaynakları sağlayabilir.
Anthropic Davası Kitapların İzini Ortaya Çıkardı
İkinci el kitap piyasasındaki hareketliliğin yapay zeka ile ilişkilendirilmesinin en önemli nedenlerinden biri, Anthropic’e karşı açılan telif hakkı davasında ortaya çıkan bilgiler oldu.
Yazarlar Andrea Bartz, Charles Graeber ve Kirk Wallace Johnson, kitaplarının izinsiz şekilde kullanıldığı iddiasıyla Anthropic’e dava açmıştı.
ABD Bölge Yargıcı William Alsup, Haziran 2025’te verdiği kararda Anthropic’in yasal olarak elde ettiği kitapları Claude modellerinin eğitiminde kullanmasının ABD telif hukukundaki “fair use” (adil kullanım) kapsamında değerlendirilebileceğine hükmetti.
Yargıç, yapay zeka eğitimindeki kullanımın eserleri yüksek derecede dönüştüren bir kullanım olduğuna kanaat getirdi. Bununla birlikte karar, Anthropic’in milyonlarca korsan kitabı ayrı bir merkezi kütüphanede tutması konusunda aynı korumayı sağlamadı.
Davanın bu bölümü daha sonra büyük bir anlaşmayla sonuçlandı. Temmuz 2026’da mahkeme, korsan olarak edinildiği öne sürülen eserlerle ilgili 1,5 milyar dolarlık Anthropic uzlaşmasını onayladı.
Dolayısıyla mahkeme kararını “Yapay zeka şirketleri istediği her kitabı serbestçe kullanabilir” şeklinde yorumlamak doğru değil.
ABD’deki karar özellikle kitabın nasıl elde edildiği ile eğitim amacıyla nasıl kullanıldığı arasında önemli bir hukuki ayrım ortaya koyuyor.
“Project Panama”: Kitapların Sırtları Kesilip Taranmış
Dava sürecinde ortaya çıkan belgelerde en fazla dikkat çeken ayrıntılardan biri Anthropic’in “Project Panama” adı verilen çalışması oldu.
Belgeler ve sonrasında yayımlanan araştırmalar, Anthropic’in milyonlarca fiziksel kitabı satın alarak dijital ortama aktarmak için endüstriyel ölçekte bir sistem kurduğunu gösterdi.
Süreç oldukça sıra dışıydı.
Kitapların sırt bölümleri kesiliyor, sayfalar birbirinden ayrılıyor ve yüksek hızlı tarayıcılardan geçirilerek dijital hale getiriliyordu. İşlem tamamlandıktan sonra fiziksel kitapların kalan parçaları geri dönüşüme gönderiliyordu.
Washington Post’un incelediği belgeler, Project Panama’nın 2024 yılında başlatıldığını ve milyonlarca fiziksel kitabın taranmasının hedeflendiğini ortaya koydu.
Bu yöntem literatürde “destructive scanning”, yani yıkıcı tarama olarak biliniyor.
Geleneksel kitap dijitalleştirmesinde eser korunurken yıkıcı taramada amaç mümkün olduğunca hızlı biçimde sayfaların taranması. Kitap daha sonra tekrar kullanılabilir durumda kalmıyor.
Anthropic: Nadir veya Antika Kitapları Yok Etmiyoruz
Anthropic ise kullandığı eğitim verilerinin yalnızca kitaplardan oluşmadığını vurguluyor.
Şirketin açıklamasına göre Claude; kamuya açık internet verileri, ticari olarak satın alınmış veri kümeleri ve Anthropic tarafından oluşturulan verilerin bir karışımıyla eğitiliyor.
Anthropic ayrıca kitaplardan veri elde etmenin büyük dil modeli geliştiren şirketler arasında kullanılan yöntemlerden biri olduğunu belirtiyor ve programlarının nadir veya antika kitapları satın alıp yok etmediğini savunuyor.
Buna rağmen ikinci el kitapçıların endişeleri tamamen ortadan kalkmış değil.
Çünkü mevcut toplu siparişlerin Anthropic tarafından verildiğine dair doğrulanmış bir bilgi bulunmadığı gibi kitapların nihai olarak hangi şirkete veya projeye ulaştığı da çoğu durumda bilinmiyor.
Bu nedenle yaşanan satış patlamasının tamamını doğrudan Anthropic’e veya başka bir yapay zeka şirketine bağlamak için henüz yeterli kanıt bulunmuyor.
Yıllardır Satılmayan Kitaplar Bir Anda Değer Kazandı
Ortaya çıkan durum ikinci el kitapçılar açısından ilginç bir ikilem yaratıyor.
Bir tarafta ticari açıdan son derece olumlu bir tablo bulunuyor.
Bazı kitapçılar, 10 veya 20 yıldır satış ilanında olan ve hiçbir alıcı bulamayan kitapların sonunda satıldığını söylüyor.
Diğer tarafta ise kültürel miras açısından önemli olabilecek eserlerin tarandıktan sonra fiziksel olarak yok edilme ihtimali var.
Milyonlarca kopyası basılmış sıradan bir kitabın tek bir nüshasının geri dönüştürülmesi büyük bir kayıp olmayabilir. Ancak aynı yöntem son derece nadir kitaplara uygulanırsa sonuç tamamen farklı olabilir.
Edinburgh’daki McNaughtan’s kitapçısının sahibi Derek Walker’ın dikkat çektiği sorun da tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Bazı eski baskılardan dünyada yalnızca birkaç nüsha, hatta bilinen tek bir nüsha kalmış olabiliyor. Böyle bir kitabın tarama amacıyla satın alınarak yok edilmesi, geri dönüşü olmayan kültürel bir kayba dönüşebilir.
Eski Kitaplar Yapay Zekanın Yeni “Veri Madeni” Olabilir
Yaşanan gelişmeler üretken yapay zeka sektörünün karşı karşıya kaldığı daha büyük bir problemi de gözler önüne seriyor: kaliteli eğitim verisine duyulan ihtiyaç.
Yeni nesil modeller yalnızca daha fazla işlem gücüyle geliştirilmiyor. Modelin eğitiminde kullanılan verinin çeşitliliği ve kalitesi de büyük önem taşıyor.
İnternette bulunmayan milyonlarca kitabın dijitalleştirilmesi bu nedenle teknoloji şirketleri açısından son derece değerli olabilir.
Eski kitaplar içerisinde;
- internet ortamında bulunmayan bilgiler,
- farklı dönemlere ait dil kullanımları,
- akademik çalışmalar,
- bölgesel tarih kaynakları,
- nadir edebî eserler,
- teknik kitaplar,
- farklı dillere ait yayınlar
gibi mevcut veri kümelerinde yeterince temsil edilmeyen çok sayıda içerik bulunuyor.
Bu durum, görünüşte birbirleriyle hiçbir bağlantısı olmayan kitapların neden aynı toplu siparişlerde yer alabildiğini de açıklayabilir.
Bir insan okuyucu için anlamsız görünen kitap listesi, mümkün olduğunca geniş ve çeşitli bir eğitim veri kümesi oluşturmak isteyen bir yapay zeka şirketi için son derece anlamlı olabilir.
İngiltere’de Telif Kuralları ABD’den Farklı
Ancak ABD’deki Anthropic kararının diğer ülkelerde otomatik olarak geçerli olduğunu düşünmemek gerekiyor.
Birleşik Krallık hükümetinin yapay zeka ve telif hakkı çalışmalarında da belirtildiği üzere, telif hakkıyla korunan eserlerin veri madenciliği sırasında kopyalanması genel olarak hak sahibinin iznini gerektiriyor; bunun ancak ilgili yasal istisnalardan birinin uygulanabilmesi durumunda farklılaşabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle üretken yapay zekanın eğitimi için kitapların kullanılmasının hukuki durumu ülkeye ve eserin nasıl elde edilip işlendiğine göre değişebiliyor.
Türkiye’de Yapay Zeka Eğitimi ve Telif Hakkı Nasıl Değerlendiriliyor?
Türkiye açısından konu daha da dikkat çekici.
Türkiye’deki temel düzenleme 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) olsa da üretken yapay zeka modellerinin telif hakkıyla korunan eserler üzerinde eğitilmesine yönelik açık ve özel bir düzenleme henüz bulunmuyor.
Hukuki değerlendirmelerde ayrıca Türkiye’de Avrupa Birliği mevzuatındaki modele benzer kapsamlı ve açık bir metin ve veri madenciliği (TDM) istisnasının bulunmadığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle telif hakkıyla korunan kitapların yapay zeka eğitimi amacıyla çoğaltılması veya dijital veri setlerine dönüştürülmesi, Türkiye açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir alan olmaya devam ediyor.
Başka bir ifadeyle ABD’deki Anthropic kararının Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere doğrudan aynı hukuki serbestliği sağladığını söylemek mümkün değil.
İkinci El Kitap Piyasasında Yeni Bir Dönem Başlayabilir
Şimdilik büyük ikinci el kitap siparişlerinin tamamının arkasında yapay zeka şirketlerinin bulunduğunu kanıtlayan kesin bir veri yok.
Ancak zamanlama, kitapların rastgele görünen çeşitliliği ve Anthropic’in Project Panama kapsamında uyguladığı fiziksel kitap satın alma ve tarama yöntemi, kitapçıların şüphelerini oldukça anlaşılır hale getiriyor.
Eğer bu tahmin doğruysa yapay zeka sektöründeki veri yarışı hiç beklenmedik bir pazarı dönüştürmeye başlamış olabilir.
Yıllardır kimsenin ilgilenmediği, depolarda ve raflarda bekleyen eski kitaplar artık yalnızca koleksiyoncuların veya okuyucuların değil, milyarlarca dolarlık yapay zeka modellerinin eğitim verisi yarışının da parçası haline gelebilir.
Bu durum ikinci el kitapçılara yeni bir gelir kapısı yaratırken çok daha zor bir soruyu da beraberinde getiriyor:
Bir kitabın içindeki bilgiyi geleceğin yapay zekalarına aktarmak için kitabın kendisini yok etmek kabul edilebilir mi?



