Yapay Zeka

Claude, NSA’nın 25 Yıllık Kriptografi Gizemini 30 Dakikadan Kısa Sürede Çözdü

Anthropic’in yapay zeka modeli Claude, modern internet güvenliğinin önemli yapı taşlarından biri olan ECDSA standardındaki yaklaşık 25 yıllık bir kriptografi gizemini 30 dakikadan kısa sürede çözmeyi başardı. Yıllardır tartışmalara ve olası NSA arka kapısı iddialarına konu olan NIST eliptik eğri “seed” değerlerinin nasıl üretildiği büyük ölçüde ortaya çıkarıldı.

Anthropic tarafından 16 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan araştırmaya göre gizemli değerler, sanıldığı gibi gizli bir cümlenin hash değerlerinden oluşmuyordu. Claude’un yaptığı analiz, bunların 1990’lı yıllarda C kütüphanelerinde bulunan lrand48 adlı basit bir sözde rastgele sayı üreticisinin (PRNG) çıktılarından elde edildiğini gösterdi.

Daha da dikkat çekici olan ise üreticinin başlangıç değerinin son derece sıradan olması: Unix zaman damgası.

NSA’nın verdiği sayıların kaynağı 25 yıldır bilinmiyordu

Hikâyenin kökeni 2000 yılına kadar uzanıyor.

ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü NIST, 2000 yılında yayımlanan FIPS 186-2 Dijital İmza Standardı kapsamında çeşitli eliptik eğrileri standartlaştırdı. Bunlar arasında daha sonra kriptografik sistemlerde yaygın biçimde kullanılan P-192, P-224, P-256, P-384 ve P-521 gibi eğriler bulunuyordu.

Eğrilerin oluşturulmasında kullanılan başlangıç değerleri, yani seed değerleri ise NSA tarafından sağlanmıştı. Sorun, bu sayıların nasıl seçildiğine ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamasıydı.

NIST’in kendi tarihsel belgelerinde de eğrilerin NSA tarafından üretildiği ve eğri parametreleriyle birlikte seed değerlerinin yayımlandığı belirtiliyor.

Bu belirsizlik kriptografi dünyasında yıllar boyunca önemli bir soru işaretine dönüştü.

Çünkü teorik olarak bir kurum, çok sayıda başlangıç değeri deneyerek kendisinin bildiği özel bir zayıflığa sahip eğriyi seçebilirdi. Böyle bir şeyin gerçekleştiğine dair kanıt bulunmasa da seed değerlerinin kökeninin bilinmemesi şüphelerin tamamen ortadan kaldırılmasını zorlaştırıyordu. NIST’in geçmiş değerlendirmelerinde de NSA’nın seed seçimi üzerindeki kontrolünün bu teorik tartışmaya yol açtığı belirtilmişti.

Yıllarca gizli bir mesaj arandı

Gizem için uzun süre en güçlü teorilerden biri oldukça ilginçti.

NSA’da uzun yıllar çalışan kriptograf Jerry Solinas, geçmişte seed değerlerinin esprili bir İngilizce cümlenin hash’inden üretildiğini hatırladığını söylemişti. Ancak kullanılan cümlenin tam olarak ne olduğu bilinmiyordu ve eski kaynak kodlarına da ulaşılamıyordu.

Solinas’ın 2023 yılında hayatını kaybetmesinin ardından gizemi çözmek daha da zor hale geldi.

Aynı yıl kriptografi uzmanı Filippo Valsorda, NIST eğrilerinin seed değerlerinin kaynağını bulan kişi için bir ödül programı başlattı. Başlangıçta 12.288 dolar değerindeki ödül, kazananın parayı uygun bir kâr amacı gütmeyen kuruluşa bağışlaması durumunda üçe katlanarak 36.864 dolara çıkıyordu.

Ancak araştırmacılar yıllarca doğru ifadeyi veya üretim yöntemini bulamadı.

Çünkü sorun en başından beri yanlış varsayılmıştı.

Claude ipucunu seed değerlerinin bitlerinde buldu

Anthropic çalışanları da başlangıçta Solinas’ın bahsettiği olası cümle üzerinde çalışmalar yaptı ancak sonuç alamadı.

Ekim 2026’da ekipten bir araştırmacı, şirket içindeki bir Claude araştırma modeline seed değerlerinin nasıl üretilmiş olabileceğini inceletti.

Claude farklı bir yaklaşım izledi.

Bir cümlenin hash’ini aramak yerine, 1990’lı yıllarda bu parametreleri oluşturmak için kullanılmış olabilecek yazılımları ve rastgele sayı üreticilerini araştırmaya başladı.

Dönemin C kütüphanelerinde bulunan çeşitli sözde rastgele sayı üreticilerinin çıktılarıyla seed değerleri arasındaki örüntüleri test eden model, dikkat çekici bir ayrıntı tespit etti.

Bazı seed değerlerinde belirli üst bitlerin sürekli olarak 0 olması tesadüf için alışılmadık derecede düzenliydi.

Anthropic’e göre bu yapı, lrand48 fonksiyonunun önemli bir özelliğiyle uyuşuyordu. lrand48, 48 bitlik dahili durumdan yalnızca 31 bitlik bir sonuç üretiyor.

Claude bu ipucundan hareket ederek üreticinin eski dahili durumlarını geri oluşturmayı başardı. Ardından doğrusal eşlenik üretecin matematiksel yapısından ve LLL (Lenstra–Lenstra–Lovász) taban indirgeme algoritmasından yararlanarak eksik durum bilgilerini çıkardı.

Sonuç son derece güçlüydü: elde edilen durumlar, yayımlanmış 160 bitlik seed değerlerini yeniden üretebiliyordu.

Asıl sürpriz: Başlangıç değerleri Unix zaman damgalarıydı

Claude daha sonra lrand48’in dahili durumunu geriye doğru takip etti.

Amaç, üreticinin ilk kez başlatıldığı noktayı bulmaktı.

Sonuçta NIST’in beş ana asal eğrisine ait seed değerlerinin başlangıç noktalarının gerçek Unix zaman damgalarına karşılık geldiği ortaya çıktı.

Anthropic’in yayımladığı verilere göre örneğin:

  • P-192: 18 Mayıs 1997
  • P-521: 8 Ağustos 1997
  • P-256: 16 Ağustos 1997
  • P-384: 30 Ağustos 1997
  • P-224: 3 Nisan 1998

tarihlerindeki zaman damgalarıyla ilişkilendirildi.

Başka bir ifadeyle yıllardır gizli bir mesaj, özel bir kriptografik yöntem veya karmaşık bir seçim mekanizması aranırken cevap büyük ölçüde bilgisayarın saatine bağlı sıradan bir rastgele sayı üretim süreci çıktı.

P-256 için 1.842 aday üretildi

Araştırma, eğrilerin nasıl seçildiğine ilişkin başka ayrıntıları da ortaya çıkardı.

Örneğin yaygın olarak bilinen P-256 eğrisinin seed değeri, aynı rastgele sayı üretme sürecindeki 1.842’nci aday olarak elde edilmiş görünüyor.

Fakat Anthropic’in araştırması burada yeni bir soru işaretine de ulaştı.

P-256 için daha önce üretilen bazı adaylar da gerekli matematiksel özelliklerin bir bölümünü karşılıyor. Buna rağmen neden 1.842’nci adayın seçildiği tam olarak bilinmiyor.

Benzer biçimde P-224 ve bazı ANSI X9.62 eğrilerinde de kullanılabilir görünen bazı adayların atlandığı belirlendi.

Anthropic, atlanan aday sayısının kasıtlı olarak zayıflatılmış bir eğri bulmak için yapılan büyük ölçekli aramayla uyumlu görünmediğini belirtiyor. Ancak eğrilerin seçiminde kullanılan tüm kriterler hâlâ bilinmiyor.

Bu keşif ECDSA’nın kırıldığı anlamına gelmiyor

Araştırmanın en önemli noktalarından biri de burada ortaya çıkıyor.

Claude ECDSA’yı kırmadı.

Ortaya çıkarılan yöntem yeni bir saldırı sunmuyor ve mevcut ECDSA anahtarlarının ele geçirilebildiği anlamına gelmiyor.

Tam tersine Anthropic, elde edilen sonuçların NIST eğrilerinin kasıtlı bir arka kapı içerecek şekilde seçilmiş olma ihtimalini daha az olası hale getirdiğini düşünüyor.

Bunun nedeni seed üretim sürecinin artık yeniden oluşturulabilmesi.

Basit bir PRNG’nin zaman damgasıyla başlatıldığı ve sonuçların bugün bağımsız olarak yeniden üretilebildiği bir sürecin bulunması, seed değerlerinin tamamen gizli bir mekanizmayla özel olarak seçildiği senaryolara kıyasla daha fazla şeffaflık sağlıyor.

Anthropic de araştırmanın mevcut kullanıcılar açısından herhangi bir işlem gerektirmediğini özellikle vurguluyor.

Claude bazı eğrilerin taban noktalarının kaynağını da buldu

Araştırma seed değerleriyle sınırlı kalmadı.

Claude ayrıca eliptik eğrilerde kullanılan ve G ile gösterilen bazı taban noktalarının nasıl oluşturulduğuna ilişkin yeni bilgiler elde etti.

Anthropic’e göre Mayıs 1997’de üretilen altı eğrinin taban noktaları, matematik yazılım paketi FreeLIP içerisindeki rastgele sayı üreticisinden geliyor.

P-192 için kullanılan üretici başlangıç değeri 20000 olarak tespit edildi. Çeşitli ANSI X9.62 eğrileri için de 20420, 20507, 20509, 20512 ve 20517 gibi değerler bulundu.

Ancak hikâye burada tamamen kapanmış değil.

P-224, P-256, P-384 ve P-521’in taban noktalarının nasıl seçildiği henüz açıklanamıyor.

Ayrıca NIST’in B-163 isimli ikili eğrisinin seed değeri de Claude’un denediği yöntemlerle eşleştirilemedi.

Dolayısıyla araştırma, 25 yıllık bilmecenin çok büyük bölümünü çözmüş olsa da kriptografi tarihinin birkaç küçük parçası hâlâ gizemini koruyor.

Claude gizemi 30 dakikadan kısa sürede çözdü

Çalışmanın yapay zeka açısından en dikkat çekici tarafı ise problemin yaşı kadar çözüm süresi oldu.

Anthropic, Claude’un NIST’in P-192, P-224, P-256, P-384 ve P-521 seed değerlerinin kökenini yarım saatten kısa sürede ortaya çıkardığını belirtiyor.

Problem yaklaşık çeyrek asırdır kriptografi topluluğunun önünde duruyordu ve geçmişte hem profesyonel araştırmacılar hem de bağımsız kriptografi meraklıları tarafından incelenmişti.

Claude’un başarısı bu nedenle yalnızca tarihi bir kriptografi bilmecesinin çözümü olarak değil, gelişmiş yapay zeka modellerinin matematik, programlama ve güvenlik araştırmalarında bağımsız hipotezler geliştirip test edebilme kapasitesine dikkat çeken bir örnek olarak da değerlendirilebilir.

Buradaki önemli nokta modelin yalnızca mevcut bir cevabı bulması değil; olası eski yazılım araçlarını tahmin etmesi, PRNG çıktılarını analiz etmesi, farklı matematiksel yöntemler denemesi ve bulduğu sonucu yayımlanmış parametrelerle doğrulamasıydı.

36.864 dolarlık ödül Let’s Encrypt’in arkasındaki kuruluşa gidiyor

Çözüm aynı zamanda 2023 yılında başlatılan kriptografi ödülünün de sahibini belirledi.

Filippo Valsorda’nın açıklamasına göre Anthropic ekibi 15 Ekim 2026 tarihinde ödülü resmen almaya hak kazandı.

Ekip parayı bağışlamayı seçtiği için ödül tutarı üç katına çıkarılarak 36.864 dolara ulaştı.

Para, internette güvenli bağlantıların yaygınlaşmasında önemli rol oynayan Let’s Encrypt’i işleten kâr amacı gütmeyen Internet Security Research Group’a (ISRG) bağışlanacak.

Yapay zeka bilimsel araştırmalarda yeni bir döneme mi giriyor?

Claude’un çözümü tek başına yapay zekanın her açık matematik veya kriptografi problemini çözebileceğini göstermiyor. Ancak çalışma, günümüzün gelişmiş modellerinin doğru araçlar ve doğrulama yöntemleriyle bir araya geldiğinde araştırmacıların yıllardır üzerinde düşündüğü sorunlara beklenmedik yaklaşımlar geliştirebildiğini gösteren dikkat çekici örneklerden biri.

Üstelik bu kez ortaya çıkan sonuç teorik bir yapay zeka testinden ibaret değil.

Bulgu, 25 yılı aşkın süredir belgelenmemiş olan gerçek bir kriptografi sürecini yeniden oluşturuyor ve sonuçlar kod yardımıyla bağımsız olarak tekrar üretilebiliyor.

Kriptografi tarihindeki gizemin tamamı henüz kapanmış olmasa da Claude, NIST eğrileri hakkındaki en büyük soru işaretlerinden birini ortadan kaldırmış durumda.

Ve yaklaşık çeyrek asırdır cevabı aranan sorunun temelinde son derece basit bir açıklama var: rastgele sayı üreticisi ve bilgisayarın saati.

Kaynak
The Decoder

İlgili Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu